Insanlar, çeşitli nedenlerle çatır çatır ölüyorlar. Bu ölümler genellikle yanarak, zehirlenerek veya boğularak gerçekleşiyor. Toplumun her kesiminden insan, eğlence için gittiği düğünde, tatil yaptığı otelde, yemek yediği lokantada veya çalıştığı işyerinde hayatını kaybediyor. Ne yazık ki, bu ölüm vakalarının içinde genellikle çocuklar da bulunuyor. Ölüm artık bu kadar kolaylaştırılamaz. Bir yangında Selçuk ilçesinde beş kardeş yanarak can verirken, Kartalkaya’da 78 kişi, bunların 36’sı çocuk olmak üzere hayatını kaybetti. Gebze’de altı kişi ise işyerinde alevler arasında kalarak yaşamını yitirdi, aralarında yine çocuklar vardı. Müfettişler ve gazeteciler, bu ölümlerin nasıl gerçekleştiğini araştırdı. işçiler, denetçilere rüşvet vererek denetlemelerin yapılmadan ayrıldığını belirtti. Bu tür ihmaller ve iş cinayetlerinin artık sıkça yaşandığı ülkemizde, vicdanlar ne yazık ki uzaklarda. Her gün yeni bir iş cinayeti, yeni bir ihmali okurken, günlük hayatımızda da hırsızlıklar, rüşvetler ve görevlerini yerine getirmeyen kişilerle karşılaşmaktayız. Bu durumda hayata mı sarılmalı, yoksa ucuz ölümlere mi razı olmalıyız? Artık sorulması gereken önemli bir soru bu.
HAYATA YADA UCUZ ÖLÜMLERE…